COVID-19 Küresel Salgının Ekonomik Etkileri
 

COVID-19 Küresel Salgının Ekonomik Etkileri

                                                                                                                                                        Dr. Öğr. Üyesi Özgür Özdemir

                                                                                                                                                                 Trakya Teknopark

     Bu yazı yazıldığında yaklaşık 4 milyon kişide virüs tespit edilmiş ve 300 bin kişi hayatını kaybetmişti. Dünyanın büyük bir bölümü sosyal izolasyona girmiş, ulaştırma, konaklama, yeme içme sektörü gibi hayatın normal akışında yer alan her şey bir anda durmuştu, dünya küresel bir salgın ile karşı karşıya kalınca hane halklarının gelirlerini ve tüm işletmeleri etkileyecek ekonomik etkiler kendini göstermeye başladı.Ekonomik etkiler incelenirken öncelikle mevcut durum analizini yaparak olası senaryolara bakılacak ve küresel salgının devletler, kurumlar, işletmeler ve tüketici davranışları üzerinde yaratacağı değişim baskısını tartışmaya çalışacağız.

     Dünyadaki küresel ekonomik krizlerin yol haritasına bakıldığı zaman krizin ortaya çıktıkları ülke domino etkisi ile diğer ülkeleri de krize sürüklemektedir. Bu deneyimi 1929 ekonomi buhranında ve 2008 krizinde yaşamıştık. Küresel salgınlarda farklı olarak salgının ilk ortaya çıktığı yer olan Çin’in Wuhan eyaletinde salgının ekonomik etkileri 2020 yılı Ocak ayı içerisinde hissedilmiş ve Çin’in ilk çeyrek büyüme rakamlarında tahribat yapmıştır. Küresel salgın nedeni ile Çin 1992 yılından bu yana ilk kez %6.8’lik bir gayrisafi yurt içi hasıla azalması gösterirken, Çin ekonomisi %9.8 küçülmüştür. Dünyada insan hareketliliğinin sürekli olması salgının diğer ülkelere sıçramasına sebep olmuş ve salgının ekonomik etkilerinin sonuçları farklı çeyreklerde kendini göstermiştir. Örneğin Türkiye’nin ilk çeyrek rakamlarının görece iyi olması, ekonominin Mart ortası gibi kapanması dolayısı ile olmuştur. Çin hükümetinin salgın bilgisini geç verip vermediği ile ilgili tartışmalar devam ederken, Çin Hükümetine bir yaptırım uygulayıp uygulanmayacağı konusu Covid sonrası konular arasına bırakılmıştır.

     Uluslararası Para Fonu (IMF) Nisan ayında yayınlamış olduğu ve dünyadaki ekonomik tahminlerine yer verdiği World Economic Outlook raporunda dünya ekonomisin 2020 yılında %3 daralacağını tahmin etmektedir. Aynı raporda 2019 yılında %2.9 büyüme gerçekleştirmiş olan ABD’nin 2020 yılında %5.9’luk bir küçülme yaşayacağı öngörülmüştür. Virüsün yaygın olarak görüldüğü ve yüksek ölüm sayılarına ulaşan İspanya ve İtalya ekonomilerin de yapılan tahminlerde neredeyse %10 a yakın daralmaların olacağı tahmin edilmektedir. IMF, 2019 yılında yayınlamış olduğu 2020 büyüme tahminlerinde ABD, İspanya ve İtalya için sırasıyla %2, %1.8 ve %0.5 rakamlarını öngörürken, şimdiki tahmin sapmalarının yüksekliği küresel salgının ne boyutta bir tahribat yaptığını görmemizi sağlamaktadır.

     Raporun Türkiye ile ilgili kısmına bakılacak olursa 2019 yılı içerisinde %0.9’luk bir büyüme gerçekleştiren ülkemiz için 2020 yılında tahminler ortalama %3 büyüme seviyesinde olması beklenirken, küresel salgının etkisi ile bu tahminin raporda ortalama %5 daralma yönünde olacağı belirtilmiştir. Covid-19 küresel salgınının işsizlik oranları ile ilgili yapılan tahminlerde de yapacağı tahribat yıkıcı olması beklenmektedir. ABD, İtalya, İspanya ve Türkiye verilerine baktığımızda 2019 yılında işsizlik oranları sırasıyla %3.7, %14.1, %10 ve %13.7 iken 2020 yılı tahminlerinde bu rakamların sırasıyla %10.4, %20.8, %12.7 ve %17.2 olacağı öngörülmektedir.  

     Ülkeler küresel salgının etkisini en aza indirebilmek için ölçekleri dahilinde destek paketleri açıklayarak ekonomik kapanmanın yaralarını sarmaya çalışmaktadırlar. Paketler bireylere, küçük işletmelere, büyük işletmelere, kamu kurumlarına ve sektörel bazda sağlık , kimya ve medikal teknoloji sektörüne yönelik farklı uygulamalar ile karşımıza çıkmaktadır. Bazı ülkeler ekonomik kapanmanın etkisinden kurtulmak için hane halklarına doğrudan destekler ile tahribatı azaltmaya çalışırken bazı sektörlere ilişkin vergi ve sigorta ertelemeleri de yapılmıştır.

     Küresel salgın sektörler bazında başlıca ulaştırma, perakende ve turizm (yüyecek ve içecek dahil) sektörlerinde yıkıcı bir etki yapmıştır. İnsan hareketliliğinin durmasının kara, hava ve deniz taşımacılığını durma noktasına getirmiş bunun etkisi ile dünyada petrol fiyatları artık stok maliyetlerini karşılamayacak duruma gelmiştir. Normalde fiyatların düşmesi talepte canlanma yaratacakken küresel salgının etkisi ile dip seviyeye ulaşmıştır.

     Gıda dışı imalat sektörlerindeki üretimin azalması dünyadaki çevresel sorunların bir nebzede olsa da azalmasına sebep olmuştur. Uzaydan çekilen görüntülerde hava kirliliğinin yüksek olduğu şehirlerin bazılarının artık görülebildiği ya da oksijen miktarının arttığı tespit edilmiştir. Ülkemizde de insan hareketliliğinin yoğun olduğu İstanbul boğazı hattında yunusların karaya kadar yaklaştıkları televizyon ekranlarından izlenmiştir.

     Küresel salgın global tedarik zincirinde bozulmalara yol açmış, dünyada serbest dolaşan malların nihai noktalara ulaşamadığı görülmüştür. Hatta uluslararası ticaretin standart sağlayıcısı bazı ülkelerin özellikle maske, solunum cihazı, ilaç vb. maddelere kendi gümrüklerinde el koydukları pandemi döneminin şaşırtıcı sonuçlarından olmuştur. Dünyada ticaret birliğinden ortak bir yaşam formuna dönüşen Avrupa Birliği gibi bazı birliklerin sorgulanması bu dönemde olmuş, Covid sonrası konuşulması gereken konular listesine eklenmiştir. Birlik üyelerinin birincil destek konularında yalnız bırakılması Avrupa’da esen milliyetçilik rüzgarlarını hareketlendirmesi beklenmektedir.Küresel salgın sırasında uluslararası kurumlar da iyi bir sınav verememişlerdir. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumlar müdahalelerde geç kalmış ya da görev üstlenmemişlerdir.

     Küresel salgın sonrası ülkeler ekonomilerinde strateji değişikliğine gidebilirler. Bu konuda iki görüş ağır basmaktadır. İlki ülkelerin yerel üretimlerini arttıracak çabaya girdikleri ve ülkelerinin üretim potansiyellerini ve kapasitelerini sonuna kadar değerlendirecekleri ve ekonomilerini dış dünyadan daha az etkilenecek şekilde konumlandırmalarını sağlayacak olan görüş, ikincisi ise Covid sonrası hasar tespitinin ardında bölgesel, lojistik ve tedarik bazlı ülke birliklerinin kurulmasına başlanması. Çünkü küresel salgın gösterdi ki ülkeler kendi üretimleri olmayan her üründe dışa bağımlı ve tedarikçi ülkedeki sorun giderilmedikçe ürünlere ulaşılamıyor. Bu durum Çin ve Hindistan gibi ülkelerin tedarikçi tanımlarını değiştirecek ve uluslararası ticaretin belli ölçüde yön değiştirmesine yol açacaktır. Ülkemiz bu anlamda Covid sonrası doğru hamleler ile dış ticaretteki payını arttırabilecek üretim potansiyeline, yetişmiş iş gücüne, beceriye ve lojistik kaynaklara sahiptir. Türkiye’nin ihracatında gelişmiş ülkelerin ithalatındaki ilk 50 ürün içerisinde alacağı pay yeniden planlanarak üretim potansiyelimiz uygun formlara dönüştürülebilir.

    Küresel salgın teknoloji, çalışma hayatı, eğitim ve tüketici davranışları üzerinde dönüştürücü bir etki yaratmıştır. İşletmeler uzun zamandır üzerinde durulan dijital dönüşüm, dijital arşiv vb. konular ile yüzleşirken siber güvenlik gibi kavramların önemini anlamışlardır. İşletmelerin salgın sonrası verimlilik temelinde özellikle evden çalışma, online toplantı gibi konularda kalıcı değişikliklere gideceği öngörülmektedir. Çalışanlar açısından ise özellikle büyükşehirlerde trafikte geçen zaman kayıpları sorgulanmakta gene verimlilik temelinde işverenlerden farklı çalışma biçimi talepleri olabilecektir. Aynı durum eğitim sektörü için de geçerli olacak, eğitimde online kısmın payının artacağı öngörülmektedir. Tüketiciler özellikle online alışveriş pazarında ve gıda ürünlerinde temasın daha az olacağı yöntemlerde farklı modellere yöneleceği düşünülmektedir. Salgın döneminde özellikle gıda arzındaki olması muhtemel krizlerin önüne geçebilmek için tarım sektöründe yeni modellere geçilmesi tüketici talebi ile gerçekleşecektir.

     Ülkemiz için de önemli bir gelir kaynağı olan Turizm sektörü salgın bitse dahi 2020 yılında en kötü etkilenen sektörlerin başında olacaktır. Sektörün talepleri genellikle Mart ayında toplanmakta, rezervasyonlar bu aydan itibaren yapılmakta, hem uçuşların durması hem de pandeminin yayılma riski nedeni ile sektörü  zor günler beklemektedir. Turizm işletmelerinin ürün çeşitlendirmesi yapması gerekmektedir. Turizmde tüketiciler, kendi araçları ile seyahat edecekleri, bungalov, kamp, karavan vb. turizm alışkanlıkları edinecekleri öngörülmektedir.

    Küresel salgının ülkeler peak noktasına gelince yayılma hızının azalacağı öngörüsü olsa da ekonomik etkilerinin daha uzun olacağı yapılan tahminlerde ikinci dalga olmaması durumunda 2021 yılı ortasına kadar süreceği beklenmektedir. Ülkemiz savunma sanayiinde gösterdiği milli ve yerli üretim mucizesini tüm sektörlerde gösterebilirse küresel salgın sonrası dünya ekonomisinde katma değerli ürünlerin üretiminde önemli bir yere gelmesi muhtemel olacaktır.

 

Kaynakça:

 

https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/corona-virus-sonrasi-kilit-ulke-turkiye-41504171

https://tr.euronews.com/2020/04/17/cin-ekonomisi-28-y-l-sonra-ilk-kez-kuculdu-30-milyon-kisi-isini-kaybedebilir

https://www.dogrulukpayi.com/bulten/covid-19-salginindan-sonra-imf-nin-2020-makroekonomik-gostergelere-dair-beklentileri-nasil-degisti

https://www.imf.org/en/Publications/WEO/Issues/2020/04/14/weo-april-2020

https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/turkiye-2019da-yuzde-0-9-buyudu-41457894

https://www.iklimhaber.org/covid-19-krizinin-ekonomi-enerji-ve-emisyonlara-etkileri-mevcut-durum-ve-olasi-post-corona-senaryolari/